Ustanın Erdemi

Bir öğrenci güreş sanatını öğrenmek için çok tanınmış bir güreş şampiyonuna gitmiş.

Yıllarca büyük bir istekle ve hayran olunacak şekilde çalışmış. Bir gün ustasına sormuş:

“Bana öğreteceğin başka bir şey kaldı mı?”

Usta da: “Bugün öğretebileceğim her şeyi öğrendin.” demiş.

Bu sözler genç güreşçiyi çok gururlandırmış ve hocasının yanından ayrılıp kendi yoluna gitmiş.

Ülkeyi dolaşmaya ve her yerde en iyi güreşçinin kendisi olduğunu hatta ünlü şampiyonu bile yenebileceğini söylemeye başlamış. Günler aylar birbirini kovalamış ve sonunda ustasıyla güreşmeye karar vermişler.

Binlerce insan ikisinin arasındaki maçı seyretmeye gelmiş. Uzun ve eşit düzeyde giden bir güreş sonunda; usta öğrencisini şaşırtıcı bir oyunla yenmiş. Nefesi kesilen öğrenci:

“Garip, bana bildiğin her şeyi öğretmiştin. Beni nasıl bilmediğim bir oyunla yendin?” diye sormuş. Ustası cevap vermiş:

“Genç dostum, doğru, sana o gün için bildiğim, ustalığımın sonucu olan her şeyi öğretmiştim, fakat takdir edersin ki sen benden ayrıldıktan sonra da ben, çalışmaya ve öğrenmeye devam ettim.”

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Cennet ve Cehennem

Kavgacı bir samuray günün birinde bir Zen ustasını cennet ve cehennem kavramlarını açıklamaya davet eder.

Ancak usta onu küçümseyen bir tavırla;

“Sen eşeğin tekisin. Senin gibilerine zaman harcayamam.” der.

Onuru zedelenen samuray, öfkeden köpürerek kılıcını kınından çıkarıp seni bu küstahlığın için öldürebilirim diye bağırır.

“İşte” der Zen ustası sakince “Bu cehennemdir.” Samuray, kapıldığı öfkeyi ima eden ustanın doğru sözleri karşısında irkilir ve sakinleşerek kılıcını yerine koyar.

Sonra da eğilip, kendisine kazandırdığı iç görü için ustaya teşekkür eder. “İşte, bu da cennettir” der.

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir Yumurta İki Bilgi

Konfüçyüs bir arkadaşına şöyle der:

“Senin bir yumurtan var, benim bir yumurtam var.

Sen yumurtanı bana versen, ben de yumurtamı sana versem, yine senin bir yumurtan benim de bir yumurtam olmuş olur.

Ama senin bir bilgin var, benim de bir bilgim var.

Sen, bilgini bana versen, benim bilgimle birlikte iki bilgim olmuş olur.

Ben de bilgimi sana versem senin bilginle birlikte iki tane bilgin olmuş olur.”

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Cevaplar

Bir toplantıda bir genç M. Akif’i küçük düşürmek için:

“Pardon, siz veteriner misiniz?” demiş.

M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabi vermiş:

“Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”

Yavuz Sultan Selim sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:

“Sen sır saklamayı bilir misin?” diye sormuş.

Vezir:“Evet hünkârım, bilirim.” dediğinde, Yavuz cevaplamış:

“ Ben de bilirim.”

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Öfkeye Yenilmemek

Bir zamanlar çok çabuk öfkelenen ve bu yüzden hiç arkadaş edinemeyen küçük bir oğlan varmış.

Babası ona bir kese dolusu çivi vermiş ve her öfkelendiğinde, bahçe kapısına bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. Oğlan daha ilk gün kapıya 37 çivi çakmış.

İlerleyen haftalarda, öfkesini kontrol etmeyi öğrendikçe, kapıya çaktığı çivilerin sayısı da her geçen gün azalmış. Gün gelmiş, öfkesini kontrol etmenin kapıya çivi çakmaktan daha kolay olduğu keşfetmiş. Ve bir gün çocuk, öfkesine hiç yenilmemeyi öğrenmiş. Koşup babasına durumu anlatmış ve babası bu kez ona, öfkesine her hâkim olduğunda kapıdan bir çiviyi söküp çıkarmasını söylemiş. Günler geçmiş ve oğlan gelip babasına tüm çivilerin söküldüğünü anlatmış. Babası onu elinden tutup, bahçe kapısının yanına getirmiş ve şöyle demiş:

“Aferin oğlum, çok şey başardın; ama bir bak, kapının üstü delik deşik oldu. Bu kapı asla eskisi gibi olmayacak. Öfkeyle söylediğin sözler, tıpkı bunlar gibi izler bırakır. İnsana bıçak saplayıp, sonra çekip çıkarabilirsin ama üst üste ne kadar özür dilersen de yara hala oradadır. Dil yarası da fiziksel bir yara kadar kötüdür. Aslında arkadaşlar nadir bulunan mücevherlerdir. Seni gülümsetir ve başarılı olman için seni teşvik ederler. Sana kulak verirler ve her zaman kalplerini sana açık tutmak isterler.”

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Güçlü Horoz

Kral dövüşlerde ödül kazanan horozunun daha da yırtıcı olmasını istemektedir. Horozunu alelade kuşları şampiyona çevirmekle ün salmış bir eğitmene götürür.

“Onu bana bırak ve bir hafta sonra gel.” der eğitmen.

Bir hafta sonra kral geri gelir ve külhanbeyi horozunun yeterince güçlü bir sesle ötmediğini, yeterince tehditkâr bir çalımla gezinmediğini görür.

“Besbelli ki henüz hazır değil.” diye açıklar eğitmen. “Kibirli ve kendinden emin. Diğer horozlarla kavgaya girişiyor. Haftaya gelin”.

Bir hafta daha geçer. Kral geri geldiğinde ödüllü horozunun ense tüylerini ancak kabartabildiğini ve kavga başlatmak için ancak kanat çırptığını fark eder.

“Gördüğünüz gibi henüz hazır değil!” der eğitmen. “Hala birden alevleniveriyor ve başka kuşlar onu zorladığında onlara kızgın bakışlar fırlatıyor. Bir ay sonra gelin.”

Bir ay geçer ve Kral horozunun durumunu görmek için gelir. Dehşet içinde vahşi horozunun uysal bir horoza dönüşmüş olduğunu görür. Eğitmene çılgınca bağırmaya başlar;

“Benim güzel savaşçı horozumu mahvettin! Şuna bak! Dövüşmek istemiyor! Bundan böyle asla bir yarış kazanamaz!”

“Bu doğru değil” diye cevaplar eğitmen. “Bakın ne kadar sakin ve korkusuz görünüyor. Sükûnet içinde ve güçlü duruyor artık. Diğer kavgacı horozlar onu gördükleri an korkularından kaçacaklar!”

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Udun Telleri

Budanın takipçisi Sona çilenin sertliğinden yorulmuş, zevk hayatına dönmüştür.

Buda ona şunu söylemiştir.

-Eskiden ud sanatında yetenekli değil miydin?

-Evet efendim, dedi Sona.

-Eğer udun telleri fazla gerilmiş olursa doğru tonu verir mi?

-Hayır efendim.

-Eğer fazla gevşek olursa istediğimiz sesi çıkartır mı?

-Hayır efendim.

-Eğer fazla gerilmiş ve fazla gevşek olmazsa çaldığımızda uygun olur mu?

-Kusursuz olarak efendim.

-Aynı şekilde, Sona, nefsin fazla gerilmiş gücü aşırıya gider ve fazla gevşemiş olanı rehavete düşer. Böylece ey Sona, ruhun iyi akord edilmiş ud gibi olsun.

Kategori Yok kategorisine gönderildi | Yorum bırakın